
TARİHLER AĞALAR VATAN
YANARKEN ELLER ÖZ VATANINDA NARA ATARKEN
UFUKTA ÜMİDİN NURU BATARKEN İLK SESİ HAYKIRAN
YÜCE ERZURUM.

"Türke ait gelenek ve göreneklerin en yoğun yaşandığı kentlerden biridir Erzurum.Bu özelliği Erzurumlunun günlük yaşamında bulabilirsiniz.Milli sınırları korumayı bilen Erzurumlu Milli değerleri korumayıda bilmiştir."
ERZURUM : XI Yüz yıla Türkler tarafından Feth edilmeden önce ilimizin adı (Theodosiopolis)ti yakınındaki ar zen kentinin halkı Türklerin akınlarından bezip (Theodosiopolis’e) sığınınca buranın adı arzen’e dönüşmüş Türklerin eline geçtik ten sonrada Erzen-i Rum veya Arz-i Rum olarak anılan ilimizin adı bugünkü Erzurum şeklini almıştır.
ERZURUM
çok eski bir yerleşim Merkezidir.Eskiden burada eski adı Karin ve sonraları(
5.yüzyılda Theodisios II den dolayı Theodosiopolis ) adı verilen önemli bir sınır kalesi
vardı daha sonraları buraya Erzen yada Arzen denmeye başlandı daha sonra bu ad
(Erzen-i Rum’a) çevrildi 7. yüzyılda Müslüman Araplar tarafından zapt edilen
Erzurum zamana,zaman Araplarla Bizans arasında el değiştirdi. 1071 Malazgirt
savaşından sonrada Türklerin eline geçti kurulan Saltuklu beyliğinin merkezi
oldu.daha sonrada Anadolu Selçuklularına bağlandı
1242
de Moğol istilasına uğradı ve
tahrip edildi bundan sonra sırsıyla
ilhanlı
Devletine Eretna
ye bağlandı 14.yüzyılda
Eretna
ve
Kara koyunlular
arasında birkaç kez el değiştirdi
1400
de Timur’ un eline geçti ve yine
tahrip edildi bir süre
Kara Koyunlular ve Ak koyunlular
arasında el değiştirdi
1502
de ise Safavilerin
eline geçen kentimiz
Yavuz selim
zamanında Osmanlı topraklarına katıldı.iyi bir ticaret merkezi olan
Erzurum 19
yüzyılda Rus işgaline uğradı (1828) (1877-1878)
Rus işgalinden önce 130.000 bin olduğu tahmin edilen nüfus 1828 den sonra
15.000’e düşmüştür. 1877-1878
(93 harbi ) yılları arasında da işgal altında
kalan ilimiz 1859 yılında da yaşanan çök şiddetli bir deprem ile daha sonra
1915-1918 yılları arasında yine Ruslar tarafından işgal edilmesi nedeniyle çok
büyük acı,elem ve kaderlere gark olmuştur.Bugünkü
Erzurum ise 25.066 km karelik yüz ölçümü ile Doğu Anadolu Bölgesinin ikinci,
Ankara Konya ve Sivas illerinden sonra da Türkiye’nin dördüncü büyük kentidir.
İklimi sert yiğidi mert halkı Müslüman Türk Milletinden oluşur.
![]()
Yakutiye
Medresesi
TARİHTEN BİR SATIR
Tarih 17.Haz.1919
Yer : Erzurum
Teşkilat:Vilayeti Şarkiyye Müdafaa-i
Hukuk-i Milliye Cemiyeti.
Konu : Bağımsızlık (Vatanımız Türkiye)
Karar : Dadaşın kanı kaynamıştır bir kere(Çünkü Dadaşı Germeye gelmez)İşgalci
Ermeni Çetelerine ve diğer hainlere müsamaha yoktur artık bu şehirde Başta
Ermeni Çeteleri olmak üzere hainlerle bu topraklarda,tek
kişi kalıncaya kadar Mücadeleye devam edilecektir. İşte Alınan bu karardan sonra
yüzlerce şehit ve binlerce gazi verme pahasına İşgalci hainler derhal atılmıştır
ilimizden.
Erzurum'u soranlara deki; Erzurum Kurtuluş
savaşında meşalenin ilk yakıldığı yerdir,Erzurum Nene Hatun'un İlidir Erzurum
İsmail Hakkı Hz.nin Doğduğu,Yiğidin harman olduğu yerdir Şair M.Sıtkı DURSUNOĞLU Şehrimiz Erzurum'u ne güzel tasvir etmiş "ufukta
ümidin nuru batarken""ilk sesi haykıran Yüce Erzurum" İşte Bir kez daha anlaşılıyor' ki yöre insanlarının vatanperverliğini çok iyi bilen ve Erzurum'a
Gelmeye karar veren Kurtuluş savaşı önderlerinden Mustafa Kemal Atatürk'ün ta
İstanbul dan-Erzurum'a-Dadaşlar diyarına gelmesi tesadüf değildir.Yani Milli
Kurtuluş Savaşı Dadaşlar diyarı Erzurum dan başlatılmıştır.
![]()
Dadaşların
Anası Kahraman Türk kadını Nene Hatun
Nene hatun kimdir?
Erzurum'un Nene hatun köyünde 1857'de doğdu. 20 yasında, 1877 - 78
Osmanlı - Rus Harbi'ne katildi. Elinde baltasıyla erkeklerle savaşıp,
özellikle Aziziye Tabyaları’ndaki savaşlarda halka onculuk etti. 1995'te Nene
hatun köyünde oldu. Ayni yıl Anneler Annesi seçildi.
Doksan sekiz yıllık ömrü boyunca bütün Erzurumlulara Moskof'un Aziziye'de nasıl tepelenişini anlattı. Fakat kendinden birkaç kelime ile bahsetti. Ölümünden bir yıl önce kendisini ziyaret eden NATO Başkumandanı'na 'Ben o zaman icâp eden şeyi yapmıştım. Bugün de icâp ederse anı şeyi yaparım' demiş ve Amerikalı generali kendine hayran bırakmıştır.

Devrin Alimi İBRAHİM HAKKI HAZRETLERİ
İbrahim
Hakkı Hazretleri Hicri 1115 miladi 1703 Tarihinde Erzurum un Hasan Kale
ilçesinde doğmuştur.Babası Molla Osman Bir Mürşit aramak maksadı ile Tilloya
Yerleşmiş ve Tilloda bulunan Zamanın alimi İsmail Fakirullahın hizmetine
girmiştir.Daha sonrada İbrahim Hakkı Hazretleri de Amcası ile Tilloya gitmiş
ve tam okuma çağında iken oda Hocası İsmail Fakirullaha Talebe olarak Çok
ileri derecede Dini ve fenni İlim tahsil etmiştir.
Doğunun yetiştirdiği bu alim insan İnsanlığa çok değerli eserler
bırakmıştır.Mucizevi Türbesi (üstte) Tillodadır. ESERLERİ:(Yaklasık,ellinin
üzerinde eseri bulunmaktadır.Bunlardan;1.İlk Eseri İbrahim Divanıdır.2.ikici
Eseri Marifet namedir ve 2.cilttir ve üç bölümden oluşmaktadır.Birinci
Bölüm:Fenni evveldir Bu bolümde ALLAH'ın varlığını ve birliğini anlattıktan
sonra-Geometri,Astronomi ve Takvim Konularını içermektedir.Geometriye ait
bölümde ise birçok ilin hangi Enlem ve Boylamda olduğunu göstermiştir.İKİNCİ
BÖLÜM:İkinci bölümde ise Fenni-sani,Anatomi,Fizyoloji gibi bilimler yer
alır.Ayrıca insan vücudunu da estetik ve fizyolojik bakımdan incelemiş,
fizyolojik yapı ile Davranış(huy)arasındaki ilişkiye inanmıştır.ÜÇÜNCÜ BÖLÜM:
Marifet name'nin üçüncü bölümü ise
daha çok felsefi içeriklidir.
![]()

Erzurum da Kış ve Dadaş
Kış mevsimi soğuktur yaz ayları kısadır bizde Kısacası Erzurum’ a kar yağar lapa, lapa,kar yağar bembeyaz,kar yağar adam boyu amma bu şehirde adamlar da adam gibi adamdır vesselam.
Bize dadaş derler gardaş dadaş mert ve yiğit demektir dadaş misafirperverdir ,duygusaldır dadaş munistir dostuna karşı gardaş' tır hitabı onun, asla haddini aşmaz, amma vatan ve namus söz konusu olursa hani ,kükremiş bir sel gibidir dadaş.
Dadaşım !
İklimi Sert Yiğidi Mert diye sorarlarsa eğer bil ki bizi soruyorlar,dadaşı
soruyorlar,yanı kısaca Güneşin doğduğu yeri Erzurum'u ,Erzurumluyu soruyorlar.Dadaşım;
Atalarından sana miras kalan bu duyguyu yücelt ki alnı açık,başı dik gezmen için
bu sana yeter.
![]()
TARİHİ
VE TURİSTİK YERLER
İlimizde Saltuk oğulları Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerinden kalan çok sayıda
tarihi eser vardır Ayrıca Palandöken Dağlarında Kayak sporları yapılmakta
olup,Lüks konaklama tesisleri mevcuttur.
Çifte Minare : Kentin simgesidir 1253 yılında Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykübad’ın kızı Hüdavend tarafından Yaptırılmıştır.Lala Paşa Cami:1862 yılında lala Mustafa paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Aziziye Anıtı : 1877 de Ruslarla yapılan savaşın anısına 1952 yılında yaptırılmıştır.Anıtın arkasında Nene Hatunun mezarı bulunmaktadır.Aziziye Tabyası : Sultan Abdülaziz zamanında Mustafa Sadık Paşa tarafından doğudan gelebilecek saldırılara karşı yapılmıştır.Üç Kümbetler : Saltuklular tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır.Yakut iye Medresesi : İlhanlılar zamanında 1310 yılında Cemalettin yakut tarafından yaptırılmıştır.Rüstem Paşa Kervansarayı : 16.yüzyılda Kanuninin Sadrazamı Rüstem paşa tarafından yaptırılmıştır.Arkeoloji müzesi : Erzurum yöresinde bulunan arkeolojik eserler ve yapılan katliamlara ait doküman ve belgeler mevcuttur.Ulu cami : Saltık emiri Nasreddin aslan mehmet tarafından 1179 yılında inşa edilmiştir.Şeyhler camii : 1767 yılında Erzurum Müftüsü Habip Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Murat Paşa cami : Sadrazam Koyuncu Mustafa paşa tarafından 1573 yılında yaptırılmıştır. Kurşunlu cami : 1700 yılında şeyhülislam Erzurumlu Feyzullah tarafından yaptırılmıştır. Kubbesi kurşunla yapıldığı için bu ad verilmiştir.Abdurrahman gazi camii : 1847 yılında Erzurum Valisi Hacı Ahmet izzet paşa tarafından yaptırılmıştır A.Gazi türbesinin yanındadır.Kale Cami : Kale camisinde Türk mimarisinin bütün özellikleri mevcuttur.Murat paşa türbesi : Türbe Murat paşanın oğlu tarafından yaptırılmıştır. Habip baba türbesi : 1308 yılında Erzurum valisi Hacı Halil kamil tarafından yaptırılmıştır içinde bulunan sandukaların kime ait oluğu bilinmemektedir.Abdurrahman Gazi Türbesi: 1796 yılında Vali Yusuf Ziya paşanın eşi Ayşe hanım tarafından yaptırılmıştır. Ayrıca Palandöken Kayak Merkezi,Tarihi tabakhane Çeşmesi,Paşa pınarı,Tortum Şelalesi,Çoban Dede Köprüsü (Selçuklulardan kalma ) Pasinler kalesi,Oltu Kalesi,Dumlu yaylası,Atatürk Anıtı,Atatürk evi ve Kongre sarayı Erzurum da görülmesi mutlak tarihi turistik yerlerdir bunun yanında bir çok hastalığa iyi gelen ılıca ve kaplıcalar vardır.
![]()
Folklor : Erzurum da folklor çok zengindir Aşıklık edebiyatı asırlardır devam eder gelenek halindedir Erzurumlu aşkı ve aşıcı çok sever Çok büyük hak ve halk aşıkları çıkmıştır bunlardan Aşık Emrah,Aşık Sümmani,Aşık Nihani,Aşık Reyhani ve Aşık Nusret Torun’i ile burada isimlerini yazamadığımız bir çok ozan mevcuttur.
Bar
:Bar denince akla Erzurum gelir en meşhur olanları Baş bar ve Hançer barıdır ki
Baş bar tüm Motifleriyle birlikteliği Hançer barı ise Kılıcın ne kadar ustaca
kullanıldığını simgeler.
Cirit
: (Bir savaş
oyunu) :Asırlardır
bu oyun Erzurum ve Çevresinde oynanmaktadır cirit aslında bir savaş oyunudur
Bilindiği gibi At üstünde cirit sopaları ile oynanır kuralları basittir
ancak kuralsızlıklar çok ağır cezalandırılır.Cirit oyuncusu merhametlidir Çok
yakın mesafede rakibini yakalarsa asla cirit atmaz ve onu bağışlar. Cirit sopası
Ata isabet ederse oyuncu cezalandırılır.
HALK OZANLARI Aşıklarımız (Tarihi bir Gelenek)
ÂŞIK EDEBİYATI
Âşık, Türk Halk Edebiyatında
XVI yüz yılın n başından itibaren görülen şairdir. Âşığın şairlik gücünü
rüyasında pirin sunduğu “âşk badesini” içtiği veya “sevgilisinin hayalini”
(Maşuk'unu) gördüğü ve ona kavuşmak istemesi, ile siirlerinde sık sık
sevgilisini dile getirdiği görülmektedir. Ozanlara rüyada sunulan tasların içindeki mayilere
BADE
denir.butür Aşıklara (Hak Aşığı) denmektedir.
Âşıklarımız genellikle bir usta âşığın yanında yetişirler. Ondan hem usta deyişlerini hem de sanatın icrasına ilişkin yol ve yöntemleri öğrenirler. Âşık meclislerinde, kahvelerde bu ustaların sanatlarını icra ediş biçimlerini yeterince kavradıktan sonra, ustalaşan ozanlarda kendilerine çırak alırlar ve gelenek bu şekilde devam eder. Aşıklar halkın dilidir çoğu şiirlerini irticalen yani hemen oracıkta hiç bir ön çalışma yapmadan ses uyumu ve hece ölçüsüne uygun olarak icra ederler.Aşıklarımız ehli dildir.Bir çoğu halkın sorunlarını sazı ve şiirleri ile dile getirir.Aşıklık Geleneğinin En Güzel örneği Başta Erzurum,Kars ve Sivas illerinde verilmekte olup,bu gelenek günümüzde halen devam etmektedir. Halk Aşıklarından Bazıları Köroğlu, Dadaloğlu, Karacaoğlan, Erzurumlu Emrah, Ercişli Emrah, Dertli,Sümmani,Bardızlı Nihani, Aşık Reyhani,Bardızlı Mevlüt İhsani,Tortumlu Ruhani,Narmanlı Nusret Toruni ve Sivaslı Aşık Veysel.
OLTU TAŞI
Bitkisel kalıntıların karbonlaşmasıyla oluşan bir kehribar türü.
Not: Oltu taşı, kehribarın bir alt türüdür.
PSİKOLOJİK ETKİLERİ
Negatif enerjiyi toplar Stresi alır.. bu nedenle eskiden nazarlık olarak
kullanılırdı.
Yaşamın bir yük olduğunu düşündüğünüz ve sorumluluklar altında ezildiğinizi
hissettiğiniz anlarda, şifa yüklü enerjisiyle sizi canlandırır.
Yaşamın güzel yanlarını fark etmenizi ve böylece içinizin neşeyle dolmasını
sağlar.Günlük olağan yaşantınızla, zihinsel ve ruhsal gelişiminiz arasındaki
dengenin kurulmasını sağlar.
Para getiren bir taş olduğu düşünülür ve bu amaçla kasalara koyulur.
FİZİKSEL
ETKİLERİ
Soğuk algınlığı, astım, guatr, bronşit ve alerji tedavisi için boyun
bölgesinde kullanılır.
Boğaz ve tiroid enfeksiyonlarını tedavide diğer taşlardan üstündür.Sol elde oynandığında bedenin elektiriğini toplar. Elektrik yükünü azalttığı
için depresyona karşı da faydalıdır.
![]()
Not
:Erzurum İlinin tarihi ve Kültürü asla bir kaç sayfa bilgi ile anlatılamaz
ancak Site imkanlarımızın kısıtlı olması nedeniyle sayfamızda,çok,çok,kısa
bilgiler aktarılabilmiştir.Erzurum'ile ilgili olarak yuzlerce site yapılmıştır
amaç hep aynıdır yani Erzurum'u tanıtmaktır Çok daha geniş bilgi almak
için Erzurum ile ilgili diğer Siteleri ziyaret edebilirsiniz