İLÇEMİZ ŞENKAYA           

ŞENKAYA                                 

TARİHİ SÜREÇ

Şenkaya ilçemiz tarihi süreçte Bizanslılar, Selçuklular, ve Saltuklular gibi bir çok medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve egemenliği,altında kalmıştır. Ta ki Osmanlı imparatoru YAVUZ SULTAN Selim'in çaldıran, seferinekadar (23.08.1514) Güzel ŞENKAYAMIZ,bu tarihte,OSMANLI egemenliğine alınmıştır.  1828-1829 yıllarında Rus istilasına uğrayan Bölgemiz ve ilçemiz 1877-1878 Osmanlı Rus harbinde (93 harbi) 1878 yılında imzalanan AYASTAFENOS antlaşması gereği Karsa bağlanarak savaş tazminatı olarak Ruslara verilmiş olup,1918 yılına kadar devam etmiştir.

Rusya'da yapılan Bolşevik ihtilali nedeniyle (Ekim 1917) yöremizde bulunan Rus askerleri bölgemizi terk etmeye başlamış ancak bu defada Ermeni çeteleri bölge halkı üzerinde baskı kurarak yağma ve katliamlara Girişmişlerdir Ermeniler birçok köyde Müslüman ve günahsız insanları acımasızca katlederek mallarına ve kıymetli eşyalarına el koymuşlardır.Ermenilerin Yurt genelinde yaptığı katliamlar ve akıl almaz işkenceleri yazılacak olursa kitaplara sığmaz.İşte Ermenilerce Ne hak yere Esir Edilen Bardızlı Aşık Nihani Şöyle seslenir.


ASLA YÜREĞİMDEN GİTMEZ BU ACI
BİR GÜN YARELERİM OLUR İLACI
BİLMEZSİZ MEKKE'Yİ BİLMEZSİZ HACI
MESCİDİ AKSAYA BAĞIŞLAN BENİ
 

NEHAK YERDEN ESİR OLDUM KAZAYA                
AKTI ÇEŞMİM YAŞI DÖNDÜ DERYAYA
HAÇA KİLİSEYE MERYEM ANAYA
HAZRETİ İSA'YA BAĞIŞLAN BENİ
   

Aşık Nihani

 

 COĞRAFİ KONUM: İlçemiz Erzurum İlimize 185 km uzaklıkta ve Kuzey doğusunda Allahuekber dağları eteklerinde kurulmuştur rakımı 1850 metredir.
KOMŞULARIMIZ: Oltu,Narman,Olur,Göle,Sarıkamış İlçenin Doğusunda ALLAHU EKBER dağı (3120m)Batısında kır dağ (2823m)Güneyinde Soğanlı Dağları (2850m)ve Kuzeyinde Erdavut (2438m) dağları yer almaktadır.

 

ALLAHU EKBER DAĞI ŞEHİTLER ABİDESİ
 

Şehit Mezarından Geçtiğim yerde
Kulak verdim bir ses can,can,can diyordu
Şahadet Şerbeti İçtiği yerde
Vatan,Vatan,Vatan diyordu.

Tekbirle anılır adın dillerde
Istırap ve kederle doludur tarihin senin
Binlerce Şehidi bastın Bağrına
Sen ki Şehit yatağısın başın uludur senin".

ALLAHUEKBER ŞEHİTLERİ : 1914 Yılında Türk Topraklarına karşı taarruza geçen Rus birlikleri köprü köy önlerinde durdurulur geri çekilmek zorunda kalan istilacı kalleş bolşevikleri. Arkadan çevirip doğu cephesini çökertmeyi düşünen Türk Komutanı Enver paşa 10.Kolordu birliklerine ALLAHUEKBER dağlarını aşarak Sarıkamış'a arka dan inme emri verir.Yüksekliği 3000 metreyi bulan bu dağlarda kar kalınlığı 1,5 metredir ve sıcaklıkta -30 dereceyi bulur işte bu şartlarda geçit vermeyecek olan dağlardan aşmaya çalışan 10.kolordu birliklerin den 80 bin kişi Şiddetli soğuk ve fırtınada soğanlı ve ALLAHU EKBER dağlarında Bu Aziz vatan uğruna Şehit olmuşlardır.

Kumandan Emretti Asker Yürüdü
Allahuekber dağını Duman bürüdü                         

Sağına soluna asker yürüdü
Kaldırıp bir dua edene kadar.

Kalebogazından Toplar atıldı
Urus İslam Birbirine katıldı
Bin üç yüz kafir yesir Tutuldu
Soğanlı dağını Alana kadar.

 

 

 

 

ENVER PAŞA KİMDİR

1914 yılında Allahuekber dağlarında donarak şehit olan 80 bin türk evladının sorumlusu olarak lanse edilen bu büyük Komutanın acaba gayesi neydi vatan topraklarını düşman istilasından kurtarmakmı yoksa askerlerimizin ölümüne sebep olmakmıydı enver paşayı tanıyalım.

  İsmail Enver, 1881'de İstanbul'da Divanyolu'nda dünyaya geldi. Paşa ve Surre Emini olan Ahmet Bey'in oğludur. Annesi Ayşe Hanım da, babası Ahmet Paşa da İstanbulludurlar. Soğuk çeşme Askeri Rüştiyesinde öğrenim gördü. Harp Okulu'nu 1899 yılında piyade teğmeni olarak bitirdikten sonra, 1903'te kurmay yüzbaşı olarak Harp Akademisinden mezun oldu.

İttihat ve Terakki Cemiyetine katıldıktan sonra da, meşrutiyeti ilan ettirebilmek için girişilen harekette en önemli rollerden birini oynamıştı.

         1908 Meşrutiyetinin ilan edildiği günlerde Rumenlideki bazı subaylar. Devlete karşı ayaklanan Bulgar ve Makedon çetelerine karşı kendi birlikleri ile dağlarda tıpkı çete nizamında dövüşüyorlardı. Bunlardan biride Kurmay Binbaşı Enver'di. Rumenlindeki Devlete karşı olan isyanları bastırmak için bu subayların adlarıyla birlikte hayatları da ortaya konmuş oluyordu. Bu durum, Kurmay Binbaşı Enver Beyin memleketi uğruna neler yapabileceğini ve nelerini gözden çıkarabileceğini göstermesi bakımından önemlidir. 1908 İnkılabından sonra Enver Beyin adının yıllarca Hürriyet Kahramanı diye dillerde dolaşması boşuna değildir.

Enver Paşa, Harbiye Nazırı olduktan sonra, ilk olarak mevcut üç orduya bir dördüncüsünü ekleyerek, uzun zamandır tasarladığı planın ilk bölümünü ortaya koymuştur. Gerek harp okulu yılları, gerekse subaylık yıllarında olsun, kendi kadrosunu oluşturabilme mücadelesi veren Enver Paşa, elindeki adamlarla sistematik bir çalışma programına girdi. Büyük Kafkasya İdeali için kolları sıvadı. Kısa süre içinde kendi kurduğu orduya başkumandanlık etmeye başlayan Enver Paşa, arkadaşı Talat Paşa ile birlikte Türk ve İslam dünyasını kucaklayan, hatta Turani soydan bütün Milletleri kapsayan Pan Turanizim kampanyasını yürürlüğe koydu.

        Enver Paşa'nın burda yatan bir gayesi de, Türk olmayan ama Türklere akraba millet ve unsurlarıda kadrosuna katarak güçlü bir ordu kurmak ve Kafkasya'yı Türkleştirmekti.
Şüphesiz ki, Enver Paşa'nın niyeti, Türkiye'nin bu savaş sonunda mağlup ve yıkılmış bir hale gelmesi değildi. O dönemde Almanların askeri gücüne inanmış olan Enver Paşa, Almanların zaferine kesin gözüyle baktığı için, bu savaşta onlarla müttefik olmakla Türkiye'nin de büyük istifadesi olacağına inanıyordu. Böylelikle son zamanlarda kaybedilen birçok toprakların yeniden Osmanlı imparatorluğu sınırları içine alınacağı düşüncesinde idi.
Enver Paşa'nın bir emeli de Rusya'nın mağlup edilmesiyle Kafkasya ve Türkistan'daki Türkleri de Osmanlı toplumuna katmaktı.

  Belli bir süre ön hazırlıklar yapıldıktan sonra, Ahmet Cemal Paşa'nın da desteğiyle III. Ordunun başına geçen Enver Paşa, ele aldığı orduda bazı önemli değişiklikler yaptı. Eski komutanların yerini yeni ve yaratıcı subaylara devrettikten sonra Erzurum'a geçerek Kafkasya savaşını başlatan Paşa, Rusları Allahuekber Dağlarında durdurmuş Sarıkamışta onların Anadolu'yu istilasını önlemişti. Tabi şartların çok ağır olması hesabiyle Türk ordusunundu kayıpları çok büyüktü. Bu kayıplar daha sonraları Enver Paşanın aleyhine sıkça kullanılmıştır.

Yirmi gün süren çatışmaların sonunda ortaya çıkan tablo Türkler için hiç de iç açıcı değildi. Savaş boyunca genelde savunma yapılmış, hücum kanatlarında ise ağır darbeler yenmişti. Ancak her iki ordu da sanki yüzyıllar süren bir hıncı kesin olarak bitirmeye niyetlenmişçesine savaşı sürdürmek istiyorlardı. Savaş, soğuğa, hastalığa ve savaş araç-gereçlerindeki inanılmaz yetersizliğe rağmen on dört gün kadar devam etti.
Enver Paşa'nın hayallerini süsleyen İran, Hindistan, Turan ve Kafkasya'ya hakim olma düşünceleri o günün şartlarında gerçekleşemedi.

 

KONUK DEFTERİME YAZ                           basa dön