İNSANA DAİR

 

İnsan vücudu tam anlamıyla kusursuz bir sisteme sahip olarak yaratılmıştır. Bu sistem düşünebilen ve öğüt alabilen insanlar için çok önemli delillerle doludur. Bu delillerin yaratılış amacı ise insanı düşünmeye teşvik etmektir. Çünkü her insana dünyada yaşaması için belli bir süre verilmiştir. Bu sürenin ne zaman biteceği ve ne zaman ölümün geleceği ise herkes için bir bilinmezdir. Allah tarafından herkes için ayrı ayrı belirlenmiş olan bu kısa süre içinde pek çok detayla karşılaşan insan çoğu zaman Allah'ın özel olarak yarattığı bu delilleri düşünmeden üzerinden geçer. Oysa insana düşen kendisine tanınmış olan sınırlı süre içinde gördüğü her şeyden öğüt alıp düşünmektir. Çünkü ancak bu düşünmenin sonucunda, insan Allah'ın benzersiz yaratışını görebilir ve Allah'ın gökten yere her şey üzerindeki hakimiyetini takdir edebilir. Allah insanın kendi yaratılışını düşünmesi gerektiğine bir ayetinde şöyle dikkat çekmektedir:

Andolsun, Biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık. Sonra onu bir su damlası olarak savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik. Sonra o su damlasını bir alak (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir. (Müminun Suresi, 12-14)

Gerçektende Alemlerin Rabbi olan Yüce ALLAH' ın yaratıp,donattığı ve insan vücudunu oluşturan Ruh,Kalp,Göz,Beyin,Kulak,Mide,El Ayak ve diğer sistemleri bir düşünelim bütün bu sistemleri Allah tan başka kim yaratabilir akıl sahipleri için bunlar yetmez mi ? Allah tan gelen uyarıları felaket,insan ve hayvanatın nafakasının tecellisi olan kar ve yağmurun yağmasını bile kabus diye niteleyenler yaratıcının  insana bahşettiği nimetleri bir düşün çünkü Dilediği gibi ilham eden Yüce Allah'tır.İnsanoğlunun eseri sanılan, harikalar da, gerçekte Allah'ın sonsuz sanat ve bilgisinin birer tecellisi değil midir.

Ölüm ve ötesi

Hiç düşündünüz mü; 70 yaşında bir insanın geçmişe yönelik düşünceleri nelerdir? Bu insan her kim olursa olsun muhtemelen yaşadığı 70-80 senenin nasıl geçtiğini anlayamadığını düşünüyordur. Hatta kendisine sorsanız belki de; "göz açıp kapayıncaya kadar geçti, hiçbir şey anlayamadım" diyecektir. 20'li yaşlardayken, büyük ihtimalle yaşlanacağını pek aklına da getirmemiş olabilir. Ancak şu an, çok uzak gördüğü o dönemin içinde bulunmanın şaşkınlığını yaşıyordur. Ve eğer ahiret için hazırlığı yoksa bu anı uzak görmekle ne kadar yanıldığını da çok iyi anlamıştır.

Yaşamı boyunca yaptıklarını yazmasını veya anlatmasını isteseniz, en fazla kalın bir defteri doldurabilir veya en fazla beş, altı saat arka arkaya anlatabilir. "Koskoca 70 sene" dediği şeyin tamamı işte bu kadardır...


Dünya Hayatı Bir İmtihan Yeridir

bu yaziti anlamak icin bu sayfayı okumak lazım
Allah, dünya hayatını, insanlardan hangilerinin daha güzel davranışlarda bulunacağını, kimlerin sadakat gösterip, Kendisi'ne bağlı kalacağını denemek için yaratmıştır. Başka bir deyişle dünya, Allah'tan korkup sakınanlarla, iman etmeyenlerin ayırt edilmesi için hazırlanmış bir imtihan yeridir. Bu imtihan yerinde güzelliklerle çirkinlikler, iyiliklerle kötülükler, eksikliklerle mükemmellikler bir araya konmuş ve kusursuz bir imtihan sistemi kurulmuştur. İnsanlar, imanlarının ortaya çıkması için türlü şekillerde denenmektedirler. Ölüm vakti geldiğinde ise Allah'ı hakkıyla tanıyıp takdir edebilenler, inkarcılardan ayrılacak ve kurtuluşa ereceklerdir.

Bu imtihanın sırrını anlayabilmek için öncelikle evrene tamamen hakim olan Rabbimiz'i çok iyi tanımak gerekir. O, gökleri, yeri ve bu ikisi arasındaki her şeyi yoktan var eden, her varlığın Kendisine muhtaç olduğu, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve bütün eksikliklerden uzak olan Yüce Rabbimiz Allah'tır. Kuran'da şu şekilde bildirilmektedir:

"Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Şüphesiz Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan (Gani)dır, övülmeye layık olandır." (Hac Suresi, 64)

Dünya hayatının kısa olması, ölümlü olmak ve dünyaya bir kere gelmek, her insan için en önemli gerçeklerdendir. Belli bir yaşa kadar insan bu önemli gerçeğin farkına varamamış olabilir ancak bunu fark ettiği anda Allah'ın kendisinden istediği şekilde yaşantısını düzenlemesi gerekir. Çünkü dünyadaki hayat kısadır ama insan ruhu -Allah'ın dilemesiyle- sonsuza kadar yaşayacaktır. Sonsuzluk ile kıyaslandığında birkaç dakika hükmünde olan dünya hayatına bağlanmak, buradaki kısa süreli ve küçük zevkler için sonsuz hayatı gözden çıkarmak elbette akılcı bir davranış değildir.
 

 

 


Bu makale, Araştırma Dergisi (Aralık 2003) 36. sayfada yayınlanmıştır.