|
ÖZLEDİK
SENİ YA
RESULALLAH
Efendime salat ve selam olsun.
Efendim, aşkın gönlümde kor
oldu, sensizlik yüreğimde bir
ateş bir alev oldu, bu gönül
seni özlemekten değil,
sensizlikten yoruldu, gel artık
efendim! Seni nerede arayıp
bulayım,sensiz nerelere
gideyim,mecnun olup çöllere mi
düşeyim?Seni, görmeden de sevdik
efendim,senin ahlakını, senin o
güzel sözlerini sevdik;insanı
insan yapan getirdiğin Kur'an’ı
sevdik efendim.Gel, bir
güneş,bir ay ol, doğ bu günahkar
yüreğimize! Sen, aklıma geldikçe
içim yanar, yüreğim sızlar,
hasretin beni derinden yakar
efendim!
Ya ResulALLAH, her gece
uyuduğumda seni ararım
rüyalarımda, biliyorum gelmezsin
benim gibi günahkara; ama ne
yapayım özledim seni efendim.
İçimdeki hasret ateşi sönmüyor,
kimseler, derdime derman
olmuyor, kanayan yaramı
sarmıyor, sensizim,çaresizim ya
ResulALLAH!Sensizliğe kan
ağlıyor içim, ızdırapla geçer
oldu günlerim, buna dayanmaz
oldu artık
yüreğim,sensizim,çaresizim ya
ResulALLAH!
Ya ResulALLAH, son nefesinde
bile,”ümmetim ümmetim” deyip can
vermiştin, ümmetini o kadar
seviyordun ki ümmetin olmadan
cennete girmedin, hep ümmetim
ümmetim, dedin; ama bizler seni
unuttuk efendim, senin bizi
sevdiğin kadar, biz seni
sevemedik, daha önceki insanlar
hatta peygamberler bile
ümmetinden olmak istemişlerdi.
Bir Ebu Zer olup dinimizi
haykıramadık, bir Enes olup
uğrunda ölemedik, sana layık
ümmet olamadık, senin sünnetine,
senin ahlakına,senin Kur’an’ına
uyamadık,şefaat eyle bu günahkar
ümmetine efendim!
Gel de günahkar ümmetinin halini
gör. Gel de gör ya ResulALLAH ,müslüman,
müslümanı aldatır oldu, diller
salavat getirmez oldu,kardeş
kardeşi vurur oldu efendim!Anne-
babalar günahkar,gençler
isyankar olmuş efendim.Ya
ResulALLAH, sensiz buralarda
günah üstüne günah işliyoruz,gel
de kurtar bizi efendim! Gel de
gör ya ResulALLAH ! Yaşlılar,
içki içip kumar oynamakta,
gençler kötü nefsin havasında,
kadınlar ise güzelleşme
telaşında efendim. Bunları bu
gafletten kim kurtaracak? Ya
ResulALLAH, gençler küfür
etmekte, gel de gençlere dur de
efendim. Ancak senin dur demenle
duracaklardır. Ya ResulALLAH,
her şey menfaat olmuş. Ya
Resullah ”Zaman gelecek
insanların her şeyi para
olacak.” diyordun ya! İşte, o
zaman geldi efendim. Ümmetin,
mal mülk deyip ALLAH’ı
unutmuşlar. Helali, haramı
birbirine karıştırmışlar
efendim, biz böyle mi sana ümmet
olacaktık?Mahşerde gül yüzüne
hangi yüzle bakacağız
efendim?Koş imdadımıza efendim!
Ya ResulALLAH, Mekke’yi
gafletten kurtardığın gibi,
bizleri de kurtar, kurtar ki
mumun o cılız alevine bile
dayanamayan bizler, cehennemin o
şiddetli ateşinde yanmayalım!Gel
de gör ya ResulALLAH,insanlar,
nefislerinin esiri,şeytanın
kölesi olmuşlar,gözlerini
haramdan sakınmıyorlar, namaz
kılmaları gerekirken
kılmıyorlar, kim bunlara harama
bakmayın diyecek ,kim bunlara
namaz kılın diyecek efendim?
Ah efendim, sen ki ALLAH’ın
habibi, kainatın efendisisin.
Sana o kadar işkence
yapılmasına, o kadar söz
söylenmesine rağmen, sen, hep
sabretmiştin; ama bizler,senin
hatırına yaratılmış insanlar, en
ufak söze , en ufak eziyete
karşı isyan ediyoruz efendim!
Seni o kadar özlüyoruz ki, senin
o nur yüzüne o kadar hasretiz ki
gel de bitsin bu hasretimiz
,vuslata erişsin gönüllerimiz
efendim.Sen, çaresizlere çare,
takatsizlere takat,
dermansızlara derman, kanayan
yaralara merhemsin efendim.Ya
ResulALLAH, sensiz aciziz,
çaresiziz, takatsiziz,
dermansızız. Acizlerin,
çaresizlerin efendisi sensin,
kurtar bizi bu dertten, kederden
efendim.
Ya ResulALLAH,bir 20 Nisan daha
ve sen yoksun. Ne yanımızda ne
de rüyalarımızda; ama sen, hep
yüreğimizde, hep kalbimizdesin
efendim. Ey uğruna yok olduğum
,ey eline diline kurban olduğum
,ey hasretinden yandığım resul
gel artık!Ya ResulALLAH, sensin
kanayan yaramın ilacı,sensin
derdimin dermanı,ey günah dolu
gönlümün fermanı gel artık!Ey
Resul, ne olur bana dönsen ,akan
gözyaşımı silsen, senin o nur
yüzünü görsem, eline ayaklarına
kapanıp ağlasam ağlasam ne olur
efendim!
(İsmini bilemediğim bir
Resulullah aşığı yukarıdaki
yakarışı mailime göndermiş, ben
de buna katılmakla beraber
aşağıdaki yakarışı gönderiyorum.
)
Bir mübarek gece daha, Alemleri
sevince gark eden bir buluşma,
Efendiler efendisi anne
rahminde, 3 aylar Receb’in ilk
Cuma gecesi, ne kutlu gece, o
gece alemleri sevindiren gel ve
bizi de sevindir.
Yanan kavrulan gönüllere su,
kanayan yaraya merhem, akan
gözyaşına derman ol Ya
Resülallah. Bir ragaip gecesi ol
da gel, Bir Miraç gecesi ol da
gel, Bir Beraat akşamıyla
ümmetini müjdelemeye gel. 18 bin
âlemin gecesi Leyle-i kadirle
gel. Bir kutlu doğumla 20 Nisan,
12 rebiulevvel ayında gel.
Gel ki belki kanayan yaramız
şifa bulur, akan göz yaşımız
kurur, ağlayan yetimler,
miskinler aşıklar hürmetine…,
200 YILDIR ÇEKTİKLERİMİZE BİR
SON VERİLMESİ İÇİN GEL. Bu
çektiklerimizin günahlarımıza
kefaret olması için gel.
Biliyoruz ki sen istersen
Alemlerin Rabbi olan Allah
elbette kabul edecektir. Ragaip
hürmetine, Miraç,Beraat Leyle-i
kadir hürmetine ,Kutlu doğumunda
olduğu gibi GEL EFENDİM. Ne olur
gel gel efendim hiç değilse
rüyalarımıza…….
Önser YEĞİN
|
VASİYETNAME’NİN METNİ
Yücel Yeşilyurt
25.01.2008 |
Medine-i Münevvere'de Türbe-i
Şerif Hatibi Şeyh Ahmet diyor
ki:
"Vallahülazim bu vasiyetnamede
zerre kadar yalan yoktur. Bir
Cuma gecesi
namazımı eda edip uyumaya
varmıştım. Harem-i Şerif
tarafından 'Ya Şeyh
Ahmet' diye bana bir nida geldi.
'Lebbeyk ya Rasullallah' deyip
Peygamber
Efendimiz (sav)'in şahsını
gördüm. Rasullallah (sav)
Efendimiz şöyle devam
etti: 'Ya Şeyh Ahmet! Allah-ü
Teala huzurunda yüzüm kalmadı.
Sana haber
veriyorum ki geçen Cuma'dan bu
Cuma'ya 16.000 kişi öldü,
içlerinden bir
tek müslüman çıkmadı. Gelenlerin
amel defterlerini kara ve sol
ellerinde
gördüm. Ya Şeyh Ahmet! Evvela
ana ve babalarına asi oldular ve
zekatlarını
men ettiler, hacı olup haram
yemeyi adet ettiler, herkes
nefsinden başka
bir şey düşünmedi, yüzlerinde
haya kalmadı. Dünya malı ile
nasip olan
tartılarına hiyanet etmeyi adet
ettiler. Ya Şeyh Ahmet! Benim
ümmetime
haber eyle yaptıkları
günahlardan tevbe ve istiğfar
etsinler, namaz
kılsınlar zekat vermesini adet
etsinler. Ya Şeyh Ahmet!
Ümmetime haber
eyle kıyamet alametleri zuhur
ediyor. Hak Teala'ya asi
olmasınlar. Çok
yakın bir zamanda 3 gece güneş
tutulacak üç günden sonra
mağribten doğup
masrika batacak Kuran-ı Kerim
insanların gözüne
gözükmeyecektir. Ümmetime
söyle günahlarına tevbe
etsinler, yakın bir zamanda İsa
(as)'in inmesi
zuhur edecek. Ya Şeyh Ahmet!
Ümmetime haber eyle, Kudret
kalemiyle her kim
bu vasiyetnameyi bir köyden bir
köye, bir kazadan bir kazaya,
bir ilden
bir ile, bir devletten bir
devlete gönderirse Huzur-u
mahşerde günahları
affedilir. Hazret-i Muhammed
Mustafa (sav)'i Şahsı ile görmüş
olur.Kim
vasiyetnameyi işitip de yazmazsa
bir köye veya bir başka yere
göndermezse,
yüzü kara ola.
Türbe-i Şerif'in Hatibi Şeyh
Ahmet 3 defa yemin edip, "Vallahülazim
bu
vasiyetnamede bir yanlış
verirsem, bu dünyadan öbür
dünyaya imansız
gideyim" dedi. 15 günde Medine-i
Münevvere'de yazılmış olup "TÜM
MÜSLÜMANLARA" gönderilmiştir.
B-VASİYETNAMENİN TARİHÇESİ
Bu vasiyetnamenin birkaç
asırlık mazisi vardır.Her
baskısı bir öncekine
göre değişiktir.Bu vasiyetname
yabancı İslam düşmanları
tarafından
dinimize hurafe sokmak için
sinsice ve çok cahilce
uydurulmuş bir
hezeyyanemedir.Sanki yeni ve
ancak 15 günde yazılabilmiş gibi
gösterilen
bu paçavra Osmanlı’nın son
devirlerine kadar uzanan bir
maziye
sahiptir. Eski baskılarındaki
bazı yerler devir ve şartlara
göre
değiştirilmiştir.
Örnekler:
1- Eski baskılarında “bu
vasiyetnamede yalan varsa kafir
olayım” ifadesi daha sonraki
baskılarında ”bu vasiyetnamede
yalan varsa cahil öleyim”
şekline bürünmüştür. Şimdi ise
“Vallahülazim bu vasiyetnamede
bir yanlış verirsem, bu dünyadan
öbür
dünyaya imansız gideyim" şekline
dönüşmüştür.
2- Zamanla Şeyh Ahmet adlı
hayali varlığın görevleri de
değişmiştir.İlk
baskılarda “türbe bekçisi”
sonraları “harem
anahtarlarının taşıyıcısı” olan
Şeyh, şimdilerde Türbe-i
Şerif'in
Hatibi olmuştur.Bundan sonra
herhalde Medine kadısı falan
olur...
3- Eski baskılarda bu
vasiyeti ilden ile,köyden köye
ulaştıranların kazançları ve
inkar edenlerin başlarına
gelenler(mesela onu
yırtan bir doktorun arabasının
uçuruma yuvarlanması gibi)
değiştirilmiştir.Şimdi
vadedilenler de pek hoştur:
“Huzur-u mahşerde
günahları affedilir. Hazret-i
Muhammed Mustafa (sav)'yı
Şahsı(başka nasıl
görülüyorsa?) ile görmüş olur.'
C-ŞEYH AHMED DİYE BİRİ VAR
MI?
Böyle bir zat ne geçmişte ne
de şimdi yoktur.Tamamen hayal
mahsulüdür.
İsterseniz, Kutsal topraklara
gidenlere sorunuz.Zaten olsa
bile tasavvufa
olan tavırlarıyla bilinen
Vehhabi yönetiminin bir şeyhe
böyle bir görev
vermesine imkan yoktur.Tabii
petrol şeyhi falan değilse...
Sonra Peygamberimiz(asm)'in
gözden ırak bir türbesi ve onun
türbedarı
değildir.Bilindiği gibi
Resulullah’ın(asm)kabri Mescid-i
Nebevi'nin(asm) dahilindedir. Ve
bir sürü görevlisi olmasına
rağmen hiç
türbedarı yoktur.
D- RÜYA TEŞRI KAYNAĞI VE
DELİL OLAMAZ
Dinde delil olabilecek,amele
mesned olabilecek dört şey
vardır: 1-Kitap
2-Sünnet
3-Kıyas
4-İcma...
Rüya bunların içine dahil
değildir.Diyelim ki, üzerine hac
farz olan bir
insan, bütün şartlar mevcut
iken, sırf gördüğü bir rüyayı,
hacca gitmemesi
gerektiğine bir işaret şeklinde
yorumlayarak, bu vecibeyi îfâdan
vazgeçmesi kesinlikle doğru
değildir ve onun gördüğü bu
rüya, onun için
asla şer’î bir mesnet ve menat
sayılmaz. Çünkü haccın farziyeti
Kitap ve Sünnet’le tesbit
edilmiştir.. ve durumu bu
şartlara uygun
herkes mutlaka hac farizasını
yerine getirme
mecburiyetindedir. Ayrıca bu
konuda mazeret kabul
edilebilecek hususlar da, yine
Kur’ân ve
Sünnet’in bir uzantısı sayılan
fıkıh kitaplarında tesbit
edilmiştir.
Bir insan bir değil yüz defa,
bunun aksine rüya görse, yine
fıkıh
kitaplarında tesbit edilen
hükümler doğrultusunda amel
etmek
mecburiyetindedir.
Bu konuda M.Fethullah Gülen
Hocaefendi'nin şu enfes
tespitlerini de
nakledelim:
"Meselâ; bir insan,
temessülen Efendimiz’le
görüşebilir. Farz-ı
muhal, bu görüşme esnasında
Efendimiz’den ona söylenenler
eğer
şer’î ölçülere muhâlif ise,
-bunu farz-i muhâl çerçevesinde
dahi
olsa ürpererek söylüyorum- o
insan kesinlikle şer’î ölçülere
ters
düşen o ifadeleri tatbik edemez
ve Efendimiz’le görüşmesini
kendisi
için delil ve hüccet sayamaz. ..
...Gerek rüyalar, gerekse
başka yollarla melekût âlemine
açılmalar
neticesi elde edilen bilgiler
veya yorumlanan müşahedeler,
insanı ilzam
edecek ve bağlayacak değerde
hükümler değildirler. Hele şer’î
ölçülerle çatışma durumu varsa,
kesinlikle onlara itibar
edilemez ve bir
Müslüman için böyle bir tercih
de asla söz konusu
olmamalıdır(1)"
E- VASİYETNAME
DİNE,AKLA,FİKRE TERS BİR SÜRÜ
ŞEYLE DOLUDUR
Bunları da kısaca
örnekleyelim...
1- Güya Allah Resulü(sav)
ümmetin günahları yüzünden
"Allah-ü Teala
huzurunda yüzüm kalmadı"
demiş.Bunu uyduran melun veya bu
safsataya
inananlar şu ayetten bihaber
herhalde: "Peygamberin üzerine
düşen sadece
tebliğdir"(Maide:99)
Resulullah mübarek hayat-ı
seniyesinde tebliğ görevini
eksiksiz yerine
getirmiş,vazifesini hakkıyla ifa
etmiştir.Rabbimiz O'nun
vesilesiyle vahye
son noktayı
koymuş,dinini,insanlığın
üzerindeki nimetini
tamamlamıştır.(bak:Maide:3)Resulullah(sav)
vefat ettikten sonra ümmetin
durumundan neden mesul olsun?Ve
haşa Allah'ın huzurunda yüzü
kalmasın?O
Şanı yüce Nebi(sav) ahirette
ancak Hz İsa misal şöyle
diyecektir:
"Aralarında bulunduğum müddetçe
üzerlerinde kontrolcü idim.Ne
zaman ki
beni içlerinden aldın.Onları
gözetleyen sadece sen
kaldın.Zaten sen her
şeye şahitsin"(Maide:117)
2- Bir haftada 16 bin kişi
ölmüş ve hepsi imansız gitmiş:
Belki 100 sene
önce buna inanan cahil
insanların olması normalse de
21.yy da bir insanın
sadece şu cümleden dolayı bu
kağıdı çöpe atması gerekirdi.Ama
heyhat...Bilindiği gibi değil
bir haftada 1 saatte dünya
üzerinde ölen
insan sayısı binlerle ifade
edilmektedir.Bu vasiyetnamenin
yeni
versiyonunda 16 bin yazmasının
sebebine gelince,bunu yazan
düzenbazlar
aynı paçavrayı 99 Marmara
depreminde de piyasaya
sürmüşlerdi.O zaman
TC'nin resmi ölü sayısını(16Bin)
esas almışlardı.Sanki o hafta
depremde
ölenler hariç kimse ecel
şerbetini içmemişti.Ve
insafsızlar, çoğu şehid
olan o merhumları "imansız"
göstermişlerdi.
Sonra amelsiz
ölenin,günahkarların imansız
olduğunu ve hep imansız
gittiğini size kim
söyledi?Vasiyetnamede yazan
günahlar elbette
tehlikelidir.Ama insan dinden
günah işlemekle değil dinin
getirdiklerini
inkar etmekle çıkar...
3-"Kudret kalemiyle her kim
bu vasiyetnameyi bir köyden bir
köye, bir
kazadan bir kazaya, bir ilden
bir ile, bir devletten bir
devlete
gönderirse " ifadesi de ne menem
bir ifade anlamadık.Kudret
kalemi
ifadesi,göz boyama,bu paçavraya
gizem katma amacıyla
yazılmıştır.Yani
tükenmez kalemle falan
değil,kudret kalemi
gerekiyor.İşiniz
yoksa,kırtasiyeleri dolaşın :)
4-Ütopik sevaplar vad etmesi:
Bu vasiyetin eski nüshalarında
aynen Bal
tefsiri gibi şu kadar kişiye
gönderenin 70 peygamber sevabı
kazanacağı
yazılıydı.İbn-i Kayyım el
Cevziyye 'nin dediği gibi şöyle
diyebiliriz."bunu uyduran ahmak
bilmiyor mu ki,bir insanın Nuh
(as) kadar
ömrü olsa ve onu ibadetle
geçirirse, yine de bir
peygamberin sevabına denk
düşemez." Şimdi verilen sevapta
çok iştah açıcı: "Huzur-u
mahşerde
günahları affedilir. Hazret-i
Muhammed Mustafa (sav)'yı Şahsi
ile görmüş
olur." Böylece müminler
beleşçiliğe itiliyor,gevşekliğe
sürükleniyor,ibadet ve cihad
hassasiyetini kaybediyor.Zira bu
kağıdı
maille belli sayıda kişiye
gönderen ömür boyu bir şey
yapmasa ona yeter...
Aynı şekilde inanmamak da
büyük bir suçmuş gibi "yüzü kara
olsun"
deniyor.Yahu bu ayet değil,hadis
değil,dini bir hüküm değil en
nihayet bir
rüya.İnanmayanın niye yüzü kara
olsun?Bence inanmayanın değil
herhalde
böyle şeylere inananların yarın
Efendimiz(sav) huzurunda
utancından yüzü
biraz pembe olacak...
Asrımızın Dev mütefekkiri
Muhammed İkbal şöyle feryad
ederken ne kadar
haklıdır: "Farzedelim ki, Allah
Resulü(sav) dirilip gelse ve
ümmete bakıp
sorsaydı "Bunlar kim?" Cevaben
"Ya Resulullah, bunlar senin
ümmetin,bu da
senin sünnetin" denseydi, o
dakikada kalp krizinden ölürdü
Resulullah"
Bu hamur çok su
götürür.Bitirirken şu hususu
hatırlatalım: Bu ve bunun
gibi olaylar gösteriyor
ki,insanlar sadık
peygamberlerine tabi
olmazlarsa,onları arkalarına
takacak sahtekarlar çıkmaya
devam
edecektir.Eğer içinde şüphe
bulunmayan Allah'ın vahyi
Kur'an'a
sarılmazlarsa, bu ümmetin içinde
çıkan ya da çıkacak olan
Yahudileşmiş
muharriflerin elleriyle yazıp
"bu Allah'tandır" diyerek
piyasaya
sürecekleri şeytani vahiylerin
tuzağına düşeceklerdir"(2)
Dipnotlar
1-Prizma-1/132-133-Nil
yayınları
2-Yahudileşme Temayülü-sh:241-Denge
yayınları
|